Tüm yazılar
Şema Terapi3 dk okuma

KENDİNE SÖYLEDİKLERİNİ, BAŞKASINA SÖYLESEN SENİNLE GÖRÜŞMEYE DEVAM EDER MİYDİ?

İlayda Sezer Yamaç

Şema Terapi · Bilişsel Davranışçı Terapi

Merhabalar, bugün seanslarda en çok karşılaştığımız “içsel eleştirmen” ile ilgili biraz konuşmak istiyorum. Nedir içsel eleştirmen? Hani bir adım attığınızda “Yapamayacaksın” diyen, adım atmadığınızda da “Neden adım atmıyorsun?” diye soran, verdiğiniz ya da vermediğiniz her karar için sizi başarısız, yetersiz hissettiren o ses var ya; işte o sizin içsel eleştirmeniniz, Şema dilinde ise “eleştirel ebeveyn”.

Bazen bazı danışanlarımla konuşurken bu eleştirel ses öyle güçlü oluyor ki danışanlarım çoktan o sesin doğru söylediğine inanmış oluyorlar. Bu yüzden uzun zamanlar boyunca eleştirel sesi beraber çürütmeye çalıştığımız oluyor. Aslında bu ses çoğu zaman gerçeği yansıtmasa da bir zamanlar öyle “gerçek” hissettiriyor ki ondan kopmak da bir o kadar zor oluyor. Nasıl mı?

Mesela çocukken koşulsuz olarak sevilmediysek, olduğumuz gibi davrandığımızda eleştirildiysek, utandırıldıysak, cezalandırıldıysak, olduğumuz gibi kabul göremeyeceğimize inanmış olabiliriz. Bu yüzden de o ses bize sürekli “Sen ve senin ihtiyaçların önemli değil” demeye başlamış olabilir. Biz de zamanla buna inanırız; bazen bunu diğerlerinin ihtiyaçlarını ön plana koyarak doğrularız, bazen duygularımızı bastırır, yok sayarız. Bazen kusurun bizde olduğuna ve kusurlarımızla sevilemeyeceğimize inanırız ve bu yüzden pek çok yerden, ilişkiden kaçınırız. Bazen kendimize öyle yüksek standartlar belirleriz ve onlara ulaşmaya çalışırız ki kimse, hatta içsel eleştirmen bizi eleştirmesin, o sesi duymayalım diye kendimizi yıpratır dururuz.

Bazen çocukken duyduğumuz tek bir söz bile zihnimize “Senin suçun” sesinin yerleşmesine sebep olabilir. Bazen şunu da duyuyorum: “Bunlar çocukken oldu, şimdi neden düzeltemiyorum?” Çünkü zihnimiz tanıdık olanın içinde kalmayı daha güvenli buluyor. Yani sıkça eleştirilmiş, cezalandırılmış bir çocuk, anlayışın, koşulsuz sevginin içinde güvensiz hissedebiliyor yetişkin olduğunda. Bu yüzden her ne kadar yetişkin olsak da çocuk yanın o ihtiyaçları karşılanmadıkça, görülmedikçe, içsel eleştirmene izin verildikçe bu duyguların içinde yaşamaya devam ediyor çocuk yanımız. Bu yüzden kolayca değiştirmek mümkün olmuyor.

Seanslardaki asıl amacımız bu içsel eleştirmenin içimize sonradan, deneyimlerimizle yerleştiğini ve söyledikleri her ne kadar doğru gibi hissettirse de aslında gerçekçi olmadığını görmek; sağlıklı yetişkini güçlendirmektir. Çünkü fark ederiz ki bu içsel eleştirmen hiç durmaz, yorulmaz; adım atmazsak atmamakla, atarsak yanlış tercih yapmakla bizi suçlar. Bazen duyduğumuz tek bir cümleye “Tamam, o da onun düşüncesi” deyip geçememek de içsel eleştirmenle ilgilidir. Çünkü o, dışarıdan gelen her cümleyi eleştiriye çeviren bir makine gibidir; eleştiri geldiğinde de bunu kocaman bir eleştiri topuna çevirir. Bu yüzden de söyledikleri gerçeği yansıtmaktan çok hayatımızı zorlaştırır, kendimizle ve çevremizle ilişkimizi zedeler, bizi yorar, yıpratır.

Şimdi bir düşünelim: Kendimize neler söylüyoruz, ne kadar “Kimse beni dövmeden ben kendimi döveyim” diye kendimizi eleştiri yağmuruna tutuyoruz? Ya da “Bu onun fikri, doğru olmak zorunda değil” demek bizim için ne kadar mümkün olabiliyor? Bu soruları kendinize sorduğunuzda verdiğiniz cevaplar sizi içsel eleştirmene götürüyorsa, belki de hayatınızı zorlaştıran şey o olabilir. Hadi biraz bunun üzerine düşünelim bugün.