Günümüzde ilişkiler hakkında konuşmalar olurken çoğu zaman duyduğumuz bir kavram var: Red Flag. Herkes ilişkide veya partnerinde istemeyeceği özelliklerden bahsederken bu tabiri kullanıyor. Ancak klinik gözlemim ve sosyal ilişkilere baktığımda çoğu kişinin ‘red flag’ dediği ilişkiler içinde kalmaya devam ettiğini görüyorum. Bir ilişkinin bize zarar verdiğini fark ettiğimiz halde ya da öncesinde ‘red flag’ dediğimiz şeyler olduğu halde neden o ilişkide kalmaya devam ederiz biraz bu konuda konuşmak istiyorum. Bunu hem kendi çalıştığım ekole hem de bazı deneyimlerime dayanarak siz okuyucularla paylaşmak istedim.
Uygulayıcısı olduğum Şema Terapi ekolü günümüzde yaşadığımız döngüsel problemlerin çocukluk kökenleriyle çalışır. Örneğin bugün olağan yaşam olaylarında duruma uygun olmayacak düzeyde kaygılanıyorsak bu yakın zamanda yaşadığımız bir deneyimden kaynaklanabileceği gibi çocuklukta devamlı olarak evhamlı bir anne ile yaşamak, dayanıklılığımızın göz ardı edildiğini hissettirecek derecede koruyucu yaklaşılmış olması gibi sebepler döngüsel olarak ‘acaba başıma bu olay gelse başa çıkamaz mıyım’ şeklinde her yeni deneyime başlarken zihnimize gelir.
İlişkiler bağlamından bakacak olursak, bazılarımız çocuklukta duygusal olarak ihmal edilmiş, ihtiyaçlarımızdan yoksun bırakılmış, koşullu ilgi ve sevgi almış, erken dönemde ayrılıklar ve kayıplar yaşamış olabiliriz. Örneğin mesafeli ve soğuk bir anneden aldığımız bakım, duygu paylaşımını eleştiren ve değersizleştiren, ihtiyaçlarımızı dile getirdiğimizde ‘abartıyorsun’ diyerek yaklaşan bir bakım veren ‘ihtiyaçlarım hiçbir zaman karşılanmayacak’ inancına sebep olabilir. Çocukken tekrarlı olarak yaşadığımız her örseleyici deneyim, yetişkin olduğumuzda ilişkilerdeki inançlarımızı ve davranışlarımızı etkileyebilir. Mesela az önce bahsettiğim deneyimlere sahip birisi, romantik ilişkisi içinde ‘hiçbir zaman duygusal ihtiyaçlarım görülmeyecek ve karşılanmayacak’ inancıyla rahat hissetmeyebilir. Ancak, şemaların bilmenizi önemli gördüğüm şöyle bir özelliği var: güvende hissettirmesi. Her ne kadar rahatsız edici görünse de çocukken duygusal olarak ihmal edilmiş olmak bizim için tanıdıksa istemsiz olarak ihmal edileceğimiz ilişkilere çekilebiliriz, çünkü aksini görmemiş, öğrenmemiş, deneyimlememişizdir. Duygusal olarak görüldüğümüz, anlaşıldığımız bir ilişki bizim için bir tehdit gibi olabilir, bu nedenle bazen bu ilişkileri sabote edebiliriz. Ancak girişte de söylediğim gibi ‘red flag’ dediğimiz, belki bu örnek içinde ihmalkâr, duyguları değersizleştiren partnerlerle ilişki kurmak ve orada kalmak daha kolay ve güvenli gelebilir. Şema ekolü buna ‘Şema Kimyası’ der, yani tanıdık olanın güvenli gelmesi.
Bunu farklı bir örnekle daha açıklayayım. Örneğin, çocukken çok fazla koşullu sevgi ve kabul aldıysak, bakım verenimizin dedikleri dışına çıkıp kendi ihtiyaçlarımıza göre hareket ettiğimizde bundan dolayı eleştirildiysek, cezalandırıldıysak ‘ancak diğerlerinin onayını alırsam değerliyim’ inancı gelişebilir. Buna da Onay Arayıcılık Şeması deriz. Bu şemayla başa çıkmak için bazen ilişki kurmaktan kaçınırız, bazen herkesi memnun etmeye çalışırız bazen de değer, onay almak ve hayranlık uyandırmak için aşırı bir çabaya girişiriz. Genellikle amaç ilk çocuklukta hissedilen o ‘reddedilme’ duygusundan kaçınmak ve değerli hissetmektir. Bu yüzden de ‘tanıdık olan güvenlidir’ bakış açısıyla baktığımızda, eleştirel, reddedici yani tıpkı çocuklukta maruz kaldığımız gibi bize yaklaşan partnerlere daha çok çekiliriz. Bu yüzden de tüm ‘red flag’ dediğimiz şeyler bizim için ‘değer almak için katlanılması gereken’ bir özellik haline gelir.
Bir başka örnek olarak terk edilme şeması verilebilir. Terk edilme şemasının temelinde ‘günün sonunda muhakkak yalnız kalırım’ inancı vardır. Bu inanç çoğunlukla, çocuklukta tutarsız bir bakım verene sahip olmak, bakım verenin sürekli değişmesi, ölmesi gibi sebeplerle oluşabilir. Kişi, yaşadığı bu deneyimleri şemanın bize söylediği üzere tüm yetişkinlik yaşamına yansıtabilir. Örneğin, her ilişkide terk edilme korkusu yaşar, bu yüzden bazen hiç ilişki kurmaz, bazen terk edilmemek için terk eder bazense terk edileceğini bile bile o ilişkinin içinde bulur kendisini ve terk edilmemek için partnerine yapışır, bu yüzden de o ‘red flagleri’ görmez.
Özetle, bugün ilişkilerimizde yaşadığımız pek çok sorun bize geçmişimizle ilgili bir şeyler söylüyor olabilir. Bazen de bunları duymamak ve fark etmemek için kaçınırız, örneğin terapiye gitmek, birine dert anlatmak zor gelir. Ancak bunları fark etmek yaşam boyu getirdiğimiz döngüleri kırmanın ilk anahtarıdır. Şema kimyasını fark etmek, sağlıklı sesimizi duymak için bize yön gösterir ve ancak o zaman istediğimiz ‘green flag’ ilişkilerde bulabiliriz kendimizi. Peki şimdi bir düşünün, çocukluğunuzdaki hangi döngü bugün de devam ediyor sizce?
