Tüm yazılar
Şema Terapi3 dk okuma

HAYAL ETTİKLERİMİZ, BİZİ GERÇEKLERDEN DAHA FAZLA YORUYOR OLABİLİR Mİ?

İlayda Sezer Yamaç

Şema Terapi · Bilişsel Davranışçı Terapi

“Bu görüşmede hata yaptım, kesin işimi kaybedeceğim.”

“Mesajıma cevap vermedi, demek ki artık beni istemiyor.”

“Bu ağrı ciddi bir hastalığın belirtisi olmalı.”

“Sınavdan kötü aldım, hiçbir zaman başarılı olamayacağım.”

“Tartıştık, ilişkim kesinlikle bitecek.”

“Bir şey ters giderse her şey mahvolacak.”

“Bunun üstesinden gelemem.”

“Ya işler düşündüğümden çok daha kötüye giderse?”

Ve daha fazlası... Bu cümleler tanıdık geliyor mu? Aslında bazen bizi ketleyen, adım atmamıza engel olan şey gerçeklerden çok o adıma dair yaptığımız felaketleştirmeler olabiliyor. Bunun işlevini danışanlarıma sorduğumda genellikle kontrol hissi yarattığını ve hazırlıklı olmaya katkı sağladığını söylüyorlar. Sonra üzerinde konuştuğumuzda aslında bunun kısa süreli bir rahatlama olduğunu, zamanla yerini sürekli bir kaygının ve belirsizliğe toleranssızlığın aldığını fark ediyoruz.

Aslında bizi “hazırlıklı” hissettiren düşünceler, bazen hayatımızdaki o bitmeyen başarısızlık ya da ilerleyememe durumunun baş sorumlusu olabiliyor. Çünkü her felaketleştirmenin giderek gerçekliği değerlendirmekte güçlüğe neden olduğunu keşfediyoruz. Bu; bazen öngörülemez, kaygılı ve evhamlı ya da eleştirel ebeveynlerle yaşamak, bazen travmatik ve stresli yaşantılar sonucu ortaya çıkabildiği gibi sahip olduğumuz bazı şemalar da (dayanıksızlık, terk edilme, güvensizlik gibi) bu duruma sebep olabilir.

Peki bununla nasıl baş edebiliriz? Aslında ilk olarak gerçeği değerlendirmek işe yarayabilir. Örneğin, “Şu an zihnim bana ne söylüyor, en kötü ne olacak?” sorusunu kendimize sorabiliriz. Daha sonra “Bunun gerçekleşme ihtimali kaç, elimde bunu destekleyen ne kadar kanıtım var, daha önce gerçekten böyle oldu mu?” gibi sorular sorarak gerçeği değerlendirebiliriz. Ayrıca “Başıma gelirse ne yapabilirim?” şeklinde başa çıkma becerilerimizi de gözden geçirmek iyi olabilir.

Tüm bunları seansta çalışırken danışanlarıma özellikle sorarım ve genelde aldığım cevap “Bu düşüncelerim hiç gerçekçi değil” olur. Şema Terapide de amacımız hep çocuk X’in artık yalnız olmadığını, yetişkin versiyonunun onu bu ihtimaller gerçekleşse bile koruyacağını öğrenmek ve hatırlamaktır. Aslında bu felaket senaryolarının olmasından kaygılanan çocuk yanımızdır çünkü.

Çocukken başımıza gelenlerle baş edemediğimizde ya da edemeyeceğimiz vurgulandığında veya edemediğimizde eleştirildiysek hep “tedbir almayı” öğreniriz ve zihnin en pratik yolu felaketleri ardı ardına sıralamaktır. Çünkü çocuk bedeni ancak ihtimalleri düşünürse ona hazırlıklı olabileceğine inanır. Ancak bu zamanla çok yorucu olabilir ve bizi dayanıksız olduğumuza inandığımız döngüde çevirir durur.

Bu yüzden kendimize yukarıda sıraladığım soruları sormak ve artık sorunlarla baş edebilecek, bir sorun olduğunda bizi koruyan bir yetişkin versiyonumuz olduğunu; zarar görmemek için her şeyi felaketleştirmenin çocuk yanımızı çok yıprattığını kendimize hatırlatabilmeyi çok kıymetli buluyorum.

Şimdi tekrar düşünün, felaket senaryoları düşündüğünüz kaç olay başınıza geldi? Geldiyse bile bununla baş edebildiniz değil mi? Çünkü hepsi geride kaldı; ancak o felaket senaryolarının yarattığı yorgunluk yanınıza kaldı. Şimdi bugün bu çerçeveden bir daha düşünmek için bir alan olsun mu bu yazı?